CHP Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu mikrofonu ne zaman eline alsa, başlıyor saçmalamaya...

CHP Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu mikrofonu ne zaman eline alsa, başlıyor saçmalamaya. Recep Tayyip Erdoğan gibi bu ülkeyi özgürlüklerle tanıştıran adamı 'diktatör' olmakla suçlarken, ona oy verenlere de "Siz koyunsunuz" demekten çekinmiyor!

Recep Tayyip Erdoğan'ın "diktatör" olmadığını söylemek için delile ihtiyaç yok, akli dengesi yerinde olan her vatandaş bunu yaşayarak teyid eder zaten. Fakat Kılıçdaroğlu için aynı şeyi söyleyemeyeceğim!

AK Parti'nin tüzüğünde "2 kez vekil seçilen 3. kez seçilemez" ibaresi varken, Kemal Kılıçdaroğlu tüzük değişikliğinde '2 seçim kaybeden genel başkan gider' teklifini reddetti!

CHP'liler seyretti...

Erdoğan mı diktatör, Kılıçdaroğlu mu?

Erdoğan'ı destekleyenler mi koyun, Kılıçdaroğlu'nu destekleyenler mi koyun?

Tüzüğün değişmesi için kendisine karşı beyanatlarda bulunan milletvekillerini, "Bu defterde hepinizin bugüne kadar yaptıkları yazıyor. Kime ne görev verilmiş kim o görevi yerine getirmiş hepsi yazıyor. Burada konuşan bazı arkadaşlar var onlar sözünü yerine getirmediler. 1 Kasım'da partinin seçim çalışmasına yatırmaları gereken 60 bin lirayı hâlâ yatırmadılar. 3-5 kişi de değil bunlar. Kimse bilmiyor bunu. MYK'dan arkadaşlar da bilmiyor. İşte bunlar defterde yazıyor" diyerek tehdit etti!

CHP'liler yine seyretti...

Erdoğan mı diktatör, Kılıçdaroğlu mu?

Erdoğan'ı destekleyenler mi koyun, Kılıçdaroğlu'nu destekleyenler mi koyun?

Milletvekillerini karşısına alıp, "Benden izinsiz televizyonlara çıkmayacaksınız, ağzınızı dahi açmayacaksınız" diye bağırdı küçük enişte!

CHP'liler seyretti...

Erdoğan mı diktatör, Kılıçdaroğlu mu?

Erdoğan'ı destekleyenler mi koyun, Kılıçdaroğlu'nu destekleyenler mi koyun?

Partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, “Parti içi demokrasi disipline uymayacağız demek değildir. Disiplinli bir örgüt istiyorum. Tekrarın gücüne inanıyorum. Herkes tek bir söylemde olmalıdır” ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu’nun parti içerisinde yükselen muhalif sesleri kısmak için yaptığı bu uyarıdan sonra CHP’li vekiller attığı tweet’lerde aynı ifadeleri papağan gibi tekrarlamaya başladı.

Tüm bunlar yaşanırken CHP'liler seyretti...

Erdoğan mı diktatör, Kılıçdaroğlu mu?

Erdoğan'ı destekleyenler mi koyun, Kılıçdaroğlu'nu destekleyenler mi koyun?

"Biz demokrasiyi savunuyoruz" der, esip gürler. Koltuğu için demokrasiyi çiğneyip, muhalif sesleri kısmak için yapmadığını bırakmaz!

CHP'yi iyi takip edin...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hangi sebeplerle suçlamışlarsa, AK Parti'ye hangi bahanelerle çamur atmışlarsa o cürümleri bizzat kendilerinin işlediğini çok net bir şekilde göreceksiniz!

Örnek göstermem gerekirse;

Erdoğan'a ''hırsız'' dediler, Ataşehir ve Beşiktaş gibi kendi belediyelerinde yaptıkları yolsuzlukların üzerini örtmeye çalıştılar.

Erdoğan'a ''katil'' dediler, Savcı Mehmet Selim Kiraz'ı katleden DHKP-C terör örgütünün marşını hep bir ağızdan okudular.

Erdoğan'a ''tek adam'' dediler, 8 seçim kaybetmelerine rağmen hâlâ koltuğu bırakmadılar.

Erdoğan'a ''diktatör'' dediler, Başkanlık ve anayasa değişikliği referandumunda 'Evet' diyen milleti denize dökmekle tehdit ettiler.

Erdoğan'a ''savaş çıkarıyor'' dediler, her gün 'kan akar' tehdidi savurup sokak çağrısı yaptılar.

Erdoğan'a ''ülkeyi bölüyor'' dediler, ülkeyi bölmeyi amaçlayan HDP ile elele kolkola Hayır kampanyası yürüttüler.

Erdoğan'a ''ekonomiyi batırdın'' dediler, memura maaş verecek para bulamadılar.

Erdoğan'a ''dini kullanıyor'' dediler, referandum süresince Allah'ı, Kur'anı, Peygamberi dillerinden düşürmediler. Şimdi de ayet ve hadis dersleri vermeye kalkışıyorlar.

Erdoğan'a ''Basın özgürlüğünü engelliyor'' diye savaş açtılar, ''İktidara gelirsek ilk işimiz havuz medyasına el koymak olacak'' dediler. FETÖ'cü Nazlı Ilıcak için "Halka kurşun mu sıkmış? O gazeteci!" deyip savunurken, Ahmet Keser sözlerinden ötürü işsiz kalınca gık'larını çıkarmadılar. Üstelik linç ettiler.

Erdoğan'a ''FETÖ sevicisin'' dediler, FETÖ'yü aklamak için 15 Temmuz darbe girişimine ''tiyatro'' dediler. Bylock'u da delil olmaktan çıkarmaya çalıştılar.

Erdoğan'a ''ABD'nin emir eri, Siyonist uşağı'' dediler, Erdoğan ne zaman "Eyyy Amerika, eyyy Avrupa" dese Erdoğan'ın karşısında oldular. Türkiye'yi de Avrupa'ya her fırsatta şikayet ettiler.

Erdoğan'a ''Topraklarımızı satıyor'' dediler, Albatros Parkını 160 milyona sattılar. Petrol kuyularının peşkeş çekildiği Lozan'ı ise "zafer" olarak andılar.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi için "israf" dediler, sadece bir vekilleri 1,2 Milyon TL fatura yükledi milletin sırtına. Diyanet İşleri Başkanının makam aracına dil uzattılar, Muğla Büyükşehir Belediye başkanları 1 trilyonluk makam aracına binmeye başladı. Ses çıkarmadılar.

Şimdi siz söyleyin; kim Diktatör, kim Koyun, kim Hırsız, kim Katil, kim Ak, kim Kara?!

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları


Disqus Yorumları