Sağcısı, solcusu kalmadı. Elimizde sadece vatanımız kaldı. Onu da koruyup yüceltmek, vazifemiz. Kim ki karşımıza çıkarsa, ezer geçeriz. Arkamıza bile bakmadan, kim olduğunu önemsemeden gereğini yaparız!

CHP kurultayı yaptı, PM üyelerini seçti, parti bölündükçe bölündü.

Birisi, "PYD'ye terör örgütü diyebilmemiz için istihbarat bilgisi olması gerekir" der; öbürü, "PYD hiç şüphesiz terör örgütüdür" der.

Birisi, Atatürk'ün "Ben size ölmeyi emrediyorum" sözünü görmeyip, "Yurtta sulh cihanda sulh" sözünü alıntılar. Öbürü, "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" tırıvırısı atıp, slogan milliyetçiliği yapar.

Birisi, CHP'ye yapılan PKK işgaline çanak tutup İstanbul'a il başkanı seçilir seçilmez Selahattin Demirtaş teröristine selam gönderen Canan Kaftancıoğlu'nu, elleri patlarcasına alkışlar. Öbürü, değişimden taraf olup "Parti yeniden Atatürk'ün çizgisine dönsün" der.

CHP'de fikir özgürlüğünden ziyade çatlak oluştu. Bu saatten sonra partinin başına kim gelirse gelsin, dikiş tutmaz. Çünkü partilerini 'futbol takımı' gibi körü körüne destekleyip, yapılan yanlışlara bile isteye ortak olan bir koyun sürüsü peydahlandı karşımıza.

'Koyun sürüsü' diyorum, çünkü bu ülkede 8 seçim kaybeden birini %25 oy bandından aşağı düşürmeyen bir kitle var Türkiye'de. Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı üzerinden muhalefet yürütürken, kendi partilerinin dönüşüp vatana ihanetin ansiklopedisini yazdığını görmek istemiyorlar. "Hainsiniz" dediğimizde de, kendimiz gibi düşünmeyenleri suçladığımızı söylüyorlar. Erdoğancı olmamanız ya da AK Parti'ye oy kullanmıyor olmanız sizi vatan haini yapmıyor, fakat Erdoğan'ı sevmediğiniz için ama bilerek, ama bilmeyerek, ülke düşmanlarına göz kırpmanız, işte sizi 'şeddeli' birer 'vatan haini' yapıyor.

Milletvekiliniz Engin Altay'ın, "Hükümet dünyanın en doğru işini yapsa biz yine de savunmayız" itirafı, parti zihniyetinizi yansıtmıyor mu?

Parti yöneticilerinizin bir taraftan "Mehmetçiğin yanındayız" demesiyle ağzınıza sürülen bir parmak balla avunurken, diğer taraftan Mehmetçikle omuz omuza vererek savaşan ÖSO'yu terör örgütleriyle ilişkilendirmesi, midenizi bulandırmıyor mu?  

Başınızı, ellerinizin arasına alıp da "Ülkemiz savaş halindeyken ordumuzun hem gücünden, hem rehberliğinden yararlandığı ÖSO'ya saldırmak kime yarar?" diye düşünmek, aklınızın ucundan dahi geçmiyor mu?

İşkillenmiyor musunuz, "Bizim parti TSK'ya söyleyemediğini ÖSO üzerinden mi dile getiriyor acaba? PYD dururken niye ÖSO'yu taşlıyoruz?" diye.

"ÖSO'yu taşlamak, Mehmetçiğin motivasyonunu etkiler mi?" sorusu, zihninizde yer etmiyor mu hiç?

Belli ki ne Mehmetçiklerin moral ve motivasyonu, ne de şehadetleri umrunuzda değil!

Ne kadar çok şehid gelirse, hükümete yapacağınız linç kampanyalarının şiddeti de o kadar artar hesabındasınız. Değil mi?

Dilinizle inkar ediyorsunuz, ama hal ve hareketleriniz 'Hükümet yara alsın da, ne olursa olsun' diyor!

Dün gece, epey zamandır bakamadığım mesaj kutuma düşen bini aşkın mesajların bir kısmını inceleme fırsatı buldum. Sövgülerle başlayıp, beddualarla biten, tehdit içerikli mesajlar mı ararsınız? Mal bulmuş mağribi gibi ağzını köpürte köpürte "yalakaaaaa" afkuruşlarını mı ararsınız? Her türlüsü vardı.

İçerisinden birini cımbızla ayıklayıp, Sordum Chp'liye;

"Afrin harekatına niçin karşısın?" diye.

"Şehid gelmesini istemediğimiz için" dedi.

Sordum;

"Şehid gelmesin diye, sınırlarımızı teröristlere teslim edip İsrail menşei devlet kurulmasına göz mü yumalım?" diye.

Dedi;

"Savaşmadan, PYD ile görüşülebilirdi"

Sordum;

"O halde çözüm sürecinde hükümeti niçin vatana ihanetle yaftaladınız?" diye.

Dedi;

"O ayrıydı..."

Sordum;

"Çözüm süreci yanlış mıydı?"

Dedi;

"Yanlıştı..."

"Peki" dedim.

"Masaya otururuz, 'yanlış' dersiniz. Savaşırız, yine 'yanlış' dersiniz. Tutarlı olmadığınızın farkında mısınız?" diye sordum.

Kemküm...

Mustafa Kemal de, "şehit olmasın" deseydi de Milli mücadeleyi başlatmasaydı bugün sadece PKK'lılar vurulurken aklınıza gelen "barış" kavramını, topraklarımızı paylaşan emperyalistlerin sömürgesi olarak yaşarken anacaktınız!

Kime, kimlere anlatıyoruz?

Bunlar böyle işte...

Türlerinin son örneği...

Çırpındıkça batıyorlar, debelendikçe dibe çöküyorlar!

Bağımsız bir devletleri var iken ellerinde, kıymetini bilmeyip, Avrupa'nın istediklerini yapan köle devlet anlayışının değirmenine su taşımak hangi akla hizmet?

Uygulama taraftarı değilseniz de, şunu anlayın yeter;

Sağcısı, solcusu kalmadı. Elimizde sadece vatanımız kaldı. Onu da koruyup yüceltmek, vazifemiz. Kim ki karşımıza çıkarsa, ezer geçeriz. Arkamıza bile bakmadan, kim olduğunu önemsemeden gereğini yaparız!

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları


Disqus Yorumları