İpek yolu ve Batı'nın sonu

İpekyolu AB gerdi

2013 yılından Cebelitarık boğazında İngiliz ve İspanyol savaş gemileri burun buruna geldi.

İngiltere 300 yıl Cebelitarık boğazında hükümdarlığını sürdürüyor.

İspanya hak talep etmeye başlayınca İngiltere savaş gemilerini göndermiş oldu.

İki ülke arasında ciddi bir gerginlik yaşandı.

Daha sonra İngiltere BREİXİT ile AB den ayrılmıştır. Bundan sonra Cebelitarık boğazı İngiliz egemenliği altında kalmaya devam edecek mi, yoksa İspanya iddia ettiği hakları söke söke mi alacak, orasını ilerki yıllarda şahit olabiliriz.

Yıllarca Cebelitarık boğazı BM sözleşmesine rağmen iki ülke arasında sürekli sorunlara gebe kalmıştır. İki ülkenin de farklı bakış açıları, sorunu BM çözüme kavuşmasına mani olmuştur.

Hele şimdi Cebelitarık boğazı İngiltere için bir ölüm kalım meselesi haline gelmek üzere.

İpekyolu güzergahı hayata geçecek olursa, Çin'den başlayarak İtalya'da son bulacaktır.

AB Cebelitarık boğaz geçişini kapatırsa İngiltere için karanlık çağın başlangıcı olur.

Burada asıl önemli odak noktamız, tüm dünya sistemlerini kontrol eden Siyonist Ailelerin gücünden ziyade, uyuyan her bir Emperyalist Ülkelerin kendi milli derin devletlerine odaklanmalıyız.

Aksi takdirde, tüm olan bitenleri tek bir merkezden yönetildiğinde kanarak, hedefimizi gözden kaçırabiliriz, kaçırırız.

Tüm batı dünyası nasıl bize karşı tek yürek hareket ediyorlar ise, aynı zamanda kendi içlerinde bir güç savaşları sürdürmektedirler.

O yüzden her fırsatta dik durmamız gerektiğine sürekli vurgu yapıyorum, bilenler, takip edenler biliyordur.

Biz dik durdukça, düşman kendi kendini harcamak zorunda kalacaktır. E tabi, onlar birbirlerini yerken, bizlerde nasibimizi alacağız. Düşman sonunda birleşerek topyekün bize saldıracaktır.

Zira o güne kadar, epey zayıflamış olacaklar. Aralarında güvensizlikler, birleşmelerini güçlü oldukları zaman değil, zayıf ve yok olma ile karşı karşıya olduklarında gerçekleşecektir.

Kemal Kılıçdaroğlu, ne zamandı, 2015 mi?, seçim vaatlerinde Türkiye'nin GSMH sini 3trilyon dolar yapacağını ve sıfır işsizlik vaat etmişti. Eğer seçilmiş olsaydı bu vaatler gerçekleşirdi, bundan eminim, zira ABD ve ALMANYA buyruğuna girmiş bir Türkiye görecek olurduk.

780.000 kilometrekare ve 80 milyon insanımız tekrar montaj sanayisine geri dönecekti, ipekyolu üzerinden ülkemizden geçen ürünlerin kaymağını yine batı ve onların buradaki zengin bir kaç aile yiyecekti.

Ama bu şimdilik bir kenarda dura dursun. Bugün Almanya üzerinden, hem Almanya'nın ve onlara bağlı olarak AB korkularını yazmak istiyorum.

Herhangi bir yerden başlayalım gibi, toparlaması sonra kolay olsun.

Geçen söylemiş idim, lakin önemli konuları tekrar etmekte fayda vardır.

Almanya'da liseden mezun olan öğrencilerin kasıtlı, yalan-yanlış eğitim politikaları yüzünden % 10'u kayıp geçiyor. Mezun lise öğrncilerin %7 okuma yazma becerileri dahi ciddi oranda yoktur.

Bu arada şunu muhakkak bilmelisiniz ki, artık Alman politikalarını AXEL SPRİNGER vakıfları üstlenmişlerdir!

Avrupa'da global şirketler kuruş dahi vergi vermiyorlardır. Siyonist Yahudiler tüm AB'nin vergi sistemlerini öyle tasarlamışlardır ki, %1 den fazla vergi ödemek zorunda kalmıyor.

Avrupa'nın yerli ve milli iş adamları patlamaya hazır bombadır, benden söylemesi.

Merkel ve İngiltere'nin tampon bölgeleri olan Belçika, Hollanda ve Danimarka İslamofobiyi ne kadar da şişirmek isteseler de, batı alemi gerçek düşmanları başka birilerin olduğunu çoktan kavramış bulunuyorlar!

Her neyse. En son olarak Almanya'da bir kaç yıl önce, arkadaşlar, tarihler önemli değil, buyurun kendiniz araştırma yapın, burada yazdıklarımın çok daha fazlasını bulacaksınız, dört vergi memuru, sürekli zengin ve varlıklı kişileri denetledikleri için, devlet tarafından akıl ve sinir hastalıkları hastanesine gönderilip, alenen ve resmen deli raporu verdirdiler. Dört memur daha sonra iş yapamaz raporu alarak, memurluktan men edildiler.

Anlayacağınız, Amaya'da zenginleri denetlemek yasak. Bildiğimiz de Almanya'da aynı zaman da Yahudi söylemek de yasalarca yasaklanmıştır. Ben bir bağlantı göremiyorum, ya siz?

Devam edelim. Kapitalizmin son evresi ABD şu an yaşanıyor. ABD de bir zamanlar o meşhur orta direk kalmamıştır. Sokaklarda yürümek bile artık tehlikeli hal almıştır. İrak iç savaşında günde hayatını kaybeden insanlar kadar şu an ABD de sokak ortasında insanlar vuruluyor. Ancak ABD Polisi birini cadde ortasında infaz edildiğinde haber değeri oluyor, o da şimdilik!

Avrupa Amerika'dan Kapitalizmin son evresini ithal etmiştir. Yaklaşık 30 sene önce. Avrupa önümüzdeki 15 yıl içinde kendini çevirecek ne nakiti, ne de imkanları bulabilecektir.

Çok az kişi bunu bilir, ama Avrupalı gençler artık yurt dışında, hatta kıta dışında iş bulma hayalleri yaşamaktadır.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan Avrupalı Türklere ne dediğini hatırlayalım:

''Çocuklarınızı en iyi okullarda okutun, en iyi yerlerde oturun!''

Bunun ne anlama gelebileceğini artık sizlerin hayal gücünüze bırakıyorum.

Birileri Şah oynamasından bahis ediyor olsa da, biz bunlara dokuz taş oynayalım!

İpekyolu hayata geçer geçmez tüm Batı Doğu'nun kulu kölesi olmaya mahkumdur. Eğitim düzeyi yerlerde sürünen bir Batı, eğitime savunmadan daha çok yatırım yapan bir Türkiye.

Almanya'da halkın yarısı açlık sınırın çok altında yaşıyor, bunu ben demiyorum, bunu Alman Anayasa mahkemesi resmi belgeler ile bildirmiş. Şimdi bunu da söylemden geçmeyelim. Resmi rakamları Siyonist Yahudi etkisi altında olan Alman Anayasa Mahkemesi söylüyor. Yani siz bu rakamı ikiye katlayabilirsiniz.

Taşeron şirketleri Almanya'da almış başını gidiyor. Asıl işveren taşeron şirketi elemanı çalıştırdığı için, masrafları vergiden düşebiliyor, parayı çukka eden taşeron şirketleri de asıl işverenin ödemesi gereken vergiden çok daha az vergi ödüyor. Çark böyle döndükçe Almanya iflasın eşiğine gelmiş durumda. Yavaş, yavaş bunlar ulusal basın'larda yer almaya başlamıştır.

Bu tehlikeyi gören Reis ve maalesef sadece Reis, yıllardır taşeron işçileri kurtarmaya çalışıyor. Ne yazık ki kurturulmak istenen bizim insanlarımız tüm bu gerçekleri göremiyor. Toplum anlamaz ise, ne yapsın Devlet?

Taşeron şirketleri bulundukları her ülkenin iliğini emiyor. Taşeron şirketi sahipleri isterse istedikleri kadar kusuruma bakabilir, hatta bakı versinler bir zahmet!

Her neyse. İngiltere Cebelitarık boğazını hala kendi egemenliğinde tutabilmek için, batmakta olan Avrupa'nın tam göbeğinde, yani Almanya finans merkezin ortasında, Frankfurt'ta kendi bankaların şubelerini açıyor. Avrupa akıllıca davranmaz ise ve ben burada siyasetçilere seslenmiyorum, Avrupa toplumuna sesleniyorum, kendilerini birden bire uzun bacaklıların kucağında bulu verirler.

Son olarak, buradan özellikle dolardan TL'ye geçen insanlarımıza seslenmek istiyorum, reel zarar edenler hiç üzülmesin. Öyle doğru bir karar aldılar ki, daha sonra anlamayanlar da çok iyi anlamış olacaklar.

Kapitalizm batıyor. Dünya'da ABD ve Avrupa para birimlerine bağlı kalacak ülkeler teker-teker yok olacaklar. Gerçekten yok olacaklar. Devletleri düşecek, sınırları değişecek, anlayacağınız, batı toplumları dünya üzerinde o ülkeden-şu ülkeye göçe başlayacaklardır. O yüzden duvar örmek isteyen Avrupa'ya ses etmeyelim, en azından duvar parasını onlara ödetmiş oluruz.

Kendi para birimi ile ve bu değerli madenlere dayalı olursa, yani altın ve gümüş, o ülkeler ayakta kalabileceklerdir. O ülkeler refahı ve huzuru bulacaktır. Ta ki yine birileri oyun bozanlık yapana kadar.

Benden bu kadar dostlarım. Faiz'den uzak kalın ve bankalara borç yapmayı kesin!

Allah'a emanet olunuz!

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları


Disqus Yorumları