Diyanet İşleri Başkanlığımızın resmi olarak görevlendirdiği imamlarımız, Almanya’da ajan oldukları gerekçesiyle gözaltına alınıyorlar. Alman ajanlar ise Büyükada’da sığır gibi toplanıp ülkemizi parsellemeye çalışırlarken suçüstü basıldıkları için muamele yapılıyor. Almanya ise utanmadan bizi yaptırım uygulamakla tehdit ediyor.

Diyanet İşleri Başkanlığımızın resmi olarak görevlendirdiği imamlarımız, Almanya’da ajan oldukları gerekçesiyle gözaltına alınıyorlar.

Alman ajanlar ise Büyükada’da sığır gibi toplanıp ülkemizi parsellemeye çalışırlarken suçüstü basıldıkları için muamele yapılıyor. Almanya ise utanmadan bizi yaptırım uygulamakla tehdit ediyor. Zaten Bakanlarımıza konuşma izni vermemeniz, caddelerinizde PKK’nın cirit atmasına göz yummanız, PYD’yi koruyup Erdoğan’ı protesto etmeleri konusunda desteklemeniz, FETÖ’cü darbecilerin ve Can Dündar haysiyetsizinin sığınma taleplerini kabul etmeniz zaten bize karşı yapılmış başkaldırı mahiyetindedir.

Hani gerzek gerzek konuşup ülkemizi yönlendirmeye çalıştığınız o günler geride kaldı. Ülkemizi yönetenler sizin başa getirdiğiniz kuklalardan değil.
Ülkemizi yönetenler gücünü milletten almış, yerli isimler.

Zor da olsa alışacaksınız. Bu ülke size rağmen dimdik ayakta.

Neyse!

Konumuza dönelim!

Peki Almanya’nın yaptırım tehdidiyle başlayan, sonra da boykot çağrısına kadar uzanan sürecin ardında ne gibi sebep/sonuç ilişkisi var?
Açıklayayım…

Almanların BND’sini CİA şekillendiriyor. (Tıpkı MİT’i köhnemiş Eski Türkiye döneminde ele geçirip istediklerini yaptırma konusunda meyvesini yedikleri gibi.)
Ve tam da bu noktada, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dünkü konuşmasında ABD ve Almanya’ya cevap vermesi önem teşkil ediyor.

Ne demişti Sayın Cumhurbaşkanımız?

“Eyyy Almanya! Senin ajanların otel odalarında ülkemi parsellemeye çalışırken ben susacak mıyım? Eski Türkiye yok karşınızda, bizi tehditlerinizle ürkütemezsiniz!”

ABD’nin de “Türkiye eğer Rusya’dan S-400 alırsa endişelensin” açıklamasına cevap olarak,

“Rusya’dan alacak olduğumuz S-400 bu ülkeye girecek. Endişelenmesi gereken biz değiliz! Kimi karşınıza aldınız, bunun farkında mısınız?” demişti.

Türkiye birçok cephede bağımsızlık mücadelesi veriyor. Sayın Cumhurbaşkanımız bunu söylemeye çalışıyor. Bu bağımsızlık mücadelesi sıcak savaştan ziyade, siyasi zekâ kullanılarak veriliyor.

Bugünlerde Türkiye’nin 3.Havalimanını yapıyor olması, Frankfurt Havalimanının milyarlarca eurodan mâhrum kalması anlamına geliyor. Çünkü 3.Havalimanı dünyanın en büyüğü olabilecek potansiyelde yapılıyor.

Türkiye son 100 yıl içerisinde ilk defa kendi tankını, topunu, silahını, helikopterini üretebilme noktasında önemli adım attı. Atmakla da yetinmeyip, adeta koşmaya başladı. Zira FETÖ’cü vatan hainleri Roketsan ve Aselsan gibi yerlerden temizlendikten sonra mühendislerimiz 2023’ün güçlü ve tam bağımsız Türkiyesi için durmadan proje üretiyorlar. Yerli üretim yaparak dış alımı da azaltmış oluyoruz. İşte bu durum, para taciri Batıyı kıvrandırıyor. Çünkü eski püskü makinaları eskiden olduğu gibi iki katı paraya borçlandırarak satamayacaklar.

Almanya 17/25 Aralık sürecinde Erdoğan ve hükümetinin yıpranıp devrileceğine o kadar emindi ki, BND ajanları Cehape milletvekili Gürsel Tekin ile gizli görüşmeler yapıyordu. Umduklarını bulamayınca da 15 Temmuz işgal girişimine finansörlük yapmaya başlamışlardı. Bu kez karşılarına Türk milleti çıkınca, yine o hayalleri suya düştü.

Gelelim Almanya’nın bir başka karın sancısına…

İpek yolu projesi!

Almanya’nın milyarlarca dolarlık projede yer almaması, Türkiye’ye karşı artan düşmanca tutumlarının sebepleri arasında yer alıyor. Çünkü 90 yıl boyunca yanağını okşadıkları Türkiye’yi böylesine girişimci ve oyun kurucu pozisyonunda görmek Almanya’yı kudurtuyor. Türkiye’nin kilit ülke olarak önemli rol oynadığı projede Almanya dış kapının dış mandalı.

Türkiye’nin NATO’dan ayrılmaya fırsat kollayıp Avrupa’ya durması gerektiği yeri öğretmeye çalışması da cabası. Türkiye gibi önemli bir silâh, ellerinden kayıp gidiyor ve çaresizce seyretmek dışında seçenekleri yok. Kılıç kınından çıktı bir kere, Avrupayı adam etmeden de girmez.
“Gel” deyince gelen, “git” deyince giden bir Türkiye yok karşılarında. Alışkanlıklarından yoksun kalmaları onları saldırgan hale getiriyor.

İçerideki tetikçilerini de devreye sokarak Türk devletinde tahribat yaratmak istiyorlar. Zira Cehape milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun, “Erdoğan’ın anladığı dil bu” diyerek Almanya’ya şikayet mektubu yazması, o mektubun içerisinde barındırdığı düşüncenin de Almanya’nın Türkiye’ye yaptırım uygulamasının gerekli olduğu vurgusu içerideki adamlarının harekete geçtiği gerçeğini gözler önüne sermiyor mu?

Türkiye, üzerine oynanmak sûretiyle yalnızlaştırılmaya gayret edilen bir ülke. Onlar bizi sömüremedikçe bu kirli oyunlara her gün şahit olacağız. Fakat bizler kimlerin torunu olduğumuzu hatırlayıp devletimizin etrafında kenetlenebilirsek, Allah’ın izniyle hiçbir güç Türkiye’nin dünya devi olması karşısında duramaz.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları


Disqus Yorumları